ADALET VE KALKINMA PARTİSİ SİMAV
  AK BÜLTEN
 
SON EKLEME TARİHİ 16.06.2008 İYİ GÜNLER DİLERİZ.
GRUP TOPLANTISI (8 TEMMUZ 2008)
SEYFETTİN tarih 09.07.2008, 15:44 (UTC)
 GRUP TOPLANTISI (8 TEMMUZ 2008)

Değerli misafirler,

Değerli milletvekili arkadaşlarım,

Sizleri, yine bir haftanın başında en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Bu haftaya, milletimizin teveccühünü kazanmış üç değerli şahsiyeti kaybetmenin acısını, kederini yaşayarak başlıyoruz.

Hem Türkiye Futbol Federasyonumuzun Başkanı, değerli kardeşim Hasan Doğan'ı, hem değerli büyüğümüz, eski milletvekili, fikir ve gönül insanı Erdem Bayazıt'ı, hem de enerji eski bakanımız Ersin Faralyalı'yı kaybettik.

Dün istanbul'da üçünü de ayrı ayrı ebediyete uğurladık.

Her üçüne de Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum

Merhum Erdem Bayazıt, Türk şiirinin büyük ustalarından biriydi. Bu toprakların sesiydi. Onun için de eserleriyle fikir ve duygu dünyamızda derin izler bırakarak gitti.

Az önce bir kısmını dinledik. Arkadaşlarım bana daha farklı görüntülerle birlikte; Sana, Bana Memleketime Dair diye bir şiirinden görüntülerle vereceklerdi herhalde teknik bir arıza sebebiyle onu yayınlayamadılar. Ve kaleme aldığı bütün şiirlerinde onun ruh dünyasının, ülkemin tüm insanlarının sesini, nefesini, dünyalarını birleştirdiğini görmek mümkün. Çünkü o mısralar, bu topraklar üzerinde yaşayan insana ve burada yaşanan hayata dairdi. Bizi, yani insanı, insani acıları, sevinçleri anlatırdı, sizlerin de. İçinde bir annenin yüreği, bir genç kızın özlemi, bir delikanlının hayali, hayat karşısındaki duruşu vardı. Bizi biz yapan her ne duygu varsa, o mısralarda karşımıza çıkar, adeta içimize işler, bizi aynı kapta eritirdi. Gündelik olanı, gelip geçici olanı, telaşa, kavgaya, kaygıya, ayrılığa asla değmeyen, bunları tamamiyle bir kenara bırakmak suretiyle, hep birlikte saf insani duyguların limanında uzlete çekilirdi, oraya davet ederdi. Bizi bir ve beraber, eşit ve kardeş yapan bir huzur iklimine kavuşursunuz o mısralarda.

Konuştuğumuz dilin bütün kelimelerinin, bütün duygularının, renklerinin, inceliklerinin hakkını vermiş bir büyük şairin ardından ne söylenebilir:

O zaten o yolculuğa çıkmadan önce bunu kendisi söylemişti.

"Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm.

Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm"

Aynı insani gerçekliği, aynı duruşu, aynı duyguyu merhum Hasan Doğan'ı izlerken de yaşadık.

Rahmetli Hasan Doğan kardeşimin, daha iki hafta önce milli takımımızın göğsümüzü kabartan başarıları karşısındaki coşkusu hafızalardan silinmeyecektir.

Eşiyle beraber orada ortaya koydukları tablo,

O heyecanı, o sevinci, o coşkuyu hepimiz birlikte yaşadık, paylaştık.

Ortaya çıkan görüntülerde bu milletin her evladından bir parça bulursunuz. Yüreklerimizi buluşturan, duygularımızı birleştiren görüntülerdir onlar.

Hasan Doğan, kısa bir zaman önce göreve gelmiş olmasına rağmen spor camiasına hemen kendini sevdirmiş, saydırmış, ortaya koyduğu anlayışla, idealizmiyle, dinamizmiyle Türk futboluna yeniden umut kazandırmıştı.

Avrupa Futbol Şampiyonası'nda milletimize büyük gurur ve mutluluk yaşatan, yüzümüzü ağartan başarıların kazanılmasında şüphesiz ki onun da katkısı çok büyüktü.

Hem milli takımımızın turnuva öncesinden başlayarak ortaya koyduğu birlik ve beraberlik görüntüsünün sağlanmasında, hem kazanma ruhunun, başarma azminin bu kadar canlı bir şekilde yaşanmasında büyük emeği vardı.

Birkaç aylık bir zaman içinde milletimizin yediden yetmişe sevgisini, saygısını kazandı.

Bu sebepledir ki vefatı, sadece ailesini, dostlarını ve spor camiasını değil, inanıyorum ki milletimizi de derinden etkiledi.

Hem iş hayatında, hem spor camiasında onun zengin kişiliğinin, insani duruşunun, idealizminin bıraktığı boşluğu doldurmak şüphesiz ki kolay olmayacaktır. Ama doldurmak durumundayız. Gerek Devlet Bakanım Sayın Başesgioğlu, gerek bizler, birlikte yaptığımız görüşmelerle geleceğe yönelik çok ciddi projelere imzamızı koyalım ki, gençliğimizi yanlış yollara gitmekten kurtaralım. Ve gençliğimizi sporla daha çok haşır neşir olmaya, illerimizin altyapısını çok daha farklı bir şekilde zenginleştirmeye karar vermiştik. Ama tabi ki bu bayrak, devir teslim törenidir aynı zamanda da. Bundan sonra da yine aynı kararlılıkla bunu sürdürmeye devam edeceğiz.

Ve millet olarak ailemizin üç değerli mensubunu dedim, ve üçüncüsü de enerji Bakanlığı yapmış ve ülkemize hizmeti geçmiş olan Sayın Faralyalı’yı da yine dün ebediyete uğurladık. Ona da Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı temennisinde bulunuyorum.

Tabi ki kendi alanlarında, kendi dilleriyle bu, ülkemize çok şey katan önemli şahsiyeti kaybederken hayatlarında olduğu gibi vefatlarında da bizi bir ve beraber tutan, güçlü kılan, yıkılmaz kılan, daima umutlu ve azimli kılan ortak duygu dünyamızın bir kere daha farkına vardık.

Türkiye'nin şu günlerde o millet olma ruhunu bir kere daha düşünmeye, bir kere daha değerlendirmeye ihtiyacı var.

Onların vefatıyla yüreklerimizi saran ortak keder, bu ülkenin insanları arasındaki farklılık ve ayrılıkların hiç de sanıldığı kadar büyük olmadığını ortaya koyuyor.

Bu topraklarda asırlardır yaşamakta olan o medeni cevher, bugün insanlarımız arasındaki bütün mesafeleri bir kere daha ortadan kaldırmaya aslında muktedirdir.

Onların cenazesine katılan veya yüreğiyle orada olan bütün o mahzun insanlar, bütün farklılıklarına rağmen nasıl aynı duyguda buluşabildiklerini bir kere daha göstermiş oldular.

Bunu iyi düşünmemiz, iyi anlamamız, buradan Türkiye'nin ortak bir duyguda buluşmasını sağlayacak ibret dersleri çıkarmamız gerekiyor. Çünkü ölüm en büyük nasihattır.

Değerli Arkadaşlar...

Geçen hafta da ifade ettim; Türkiye önemli bir süreçten geçiyor, bu süreçte herkese, hepimize önemli sorumluluklar düşüyor.

Türkiye'nin son beş buçuk yılda nasıl bir değişim ve gelişim geçirdiğinin çok iyi anlaşılması gerekiyor.

Ülkemizde, toplumumuzda bu mevcut değişim dinamiklerini kavramak, yaşadığımız süreçleri ve problemleri anlamlandırmak bakımından hayatî bir önem arz ediyor bu gelişmeler.

Yaşadığımız süreçleri, sıkıntısını çektiğimiz problemleri anlayabilmek için, ülkemizdeki ve toplumumuzdaki değişim dinamiklerini iyi kavramamız gerekiyor.

Bu son derece önemli bir husus.

İçinden geçtiğimiz tarih kesitinde yaşadığımız sancılar, esasen yaşadığımız toplumsal, siyasi ve ekonomik değişimin doğal bir sonucudur.

150 yılı aşan modernleşme maceramız, bugün geldiğimiz noktada, toplumdan gelen "süreklilik içinde değişim" talebinin etkisiyle yeni bir safhaya doğru ilerlemektedir.

Türkiye'nin tarihî-toplumsal şartları, modernleşmenin bürokrasi öncülüğünde yürüyen bir süreç olarak ortaya çıkmasına yol açmıştı.

Çünkü modernleşme talebini seslendirecek ve modernleşmeye öncülük edecek bir orta sınıf gelişmemişti.

Bunun doğal sonucu olarak Türkiye, esas olarak bir tarım ekonomisine sahipti ve nüfusunun büyük çoğunluğu da köylerde yaşamaktaydı.

Yani modernleşmenin ekonomik altyapısı yeterince gelişmemişti.

Toplumun modernleşme sürecine bir aktör olarak katılamadığı bu vasatta, siyaset de toplumdan kopuk bir elitler arası mücadele şeklinde yürüyordu.

Bunun da ötesinde toplum, modernleşme sürecini kesintiye uğratabilecek ya da tersine çevirebilecek tehlikelerin kaynağı olarak görülüyordu.

Dolayısıyla siyaset, toplumun dışında, esasen devlet mekanizmasının kendi içinde ürettiği bir meşruiyet zemininde yürütülüyordu.

Bugün, bu siyaset anlayışını devam ettirmek isteyen, siyasetin toplum üstü bir etkinlik alanı olarak tanzimini amaçlayan siyaset içi ve dışı aktörler, bir ölçüde varlıklarını muhafaza etmektedirler.

Buradaki mesele, zihniyet, bakış ve algılama meselesidir.

Ülkemizin, toplumumuzun ulaştığı noktayı kavrayamama meselesidir.

1950'lere kadar nüfusunun kahir ekseriyeti köylerde yaşayan bir Türkiye'den, bugün nüfusunun yaklaşık yüzde 70'i şehirlerde yaşayan bir Türkiye'ye ulaştık.

50 yıllık bir zaman diliminde Türkiye, çok hızlı bir şehirleşme süreci ve buna bağlı olarak hızlı bir sosyo -ekonomik değişim yaşadı.

Anadolu, tarım ekonomisini aşarak, sanayiyle, girişimcilikle, üretimle tanıştı.

Piyasa ekonomisi olgunlaştı, daha da gelişiyor.

Özellikle son 5-6 yılda Türkiye'nin dünya ile irtibatı, geçmiş dönemlerle mukayese edilemeyecek derecede arttı.

Toplumsal muhayyilede demokrasinin, hukukun, özgürlüklerin evrensel normların özellikle ciddi bir birikim oluşturduğunu görüyoruz.

Toplumun muhayyilesi, talep ve beklentileri hamdolsun genişledi, zenginleşti.

Hep ifade ediyorum; bugün Türkiye'de demokrasi, hukuk ve özgürlük talebi artık toplumdan gelmektedir.

Siyaseti, "toplum üstü bir etkinlik alanı" olarak görenlerin anlayamadıkları şey de budur aslında.

Onlar, alıştıkları eski ve köhne siyaset tarzının, Türkiye'nin değişen şartları içinde hâlâ geçerli olduğu zehabına kapılmaktadırlar.

Oysa bugün toplum, artık modernleşme sürecinin aslî aktörüdür.

Türkiye, yukarıdan aşağıya doğru değil, yukarıya doğru bir değişim yaşamaktadır. Bu istikamette çok önemli bir mesafe almıştır.

Toplumsal dinamikler, toplumsal talep ve ihtiyaçlar değişimin rotasını belirlemektedir.

Bu rota, Atatürk'ün belirlediği çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkma rotasıdır.

Türkiye, dünyanın gereklerine uygun bir şekilde bu rotada ilerlemektedir.

İşte bizim AK Parti'yi kurduğumuz günden itibaren dillendirdiğimiz, -bunun altını çiziyorum- "yeni siyaset" kavramı, Türkiye'nin bu değişimine, değişen toplumsal yapısına karşılık gelen "sahici", "gerçekçi" bir siyaset tarzına işaret etmektedir.

AK Parti'nin yeni siyaseti, Türkiye'nin sosyolojisini kavrayan bir siyasettir.

Bize göre siyaset, millete tepeden bakan, toplum üstü bir faaliyet alanı değildir.

Aksine toplum, siyasetin aslî unsurudur, sahibidir.

Siyaset, toplumsal meşruiyet alanının dışında bir zeminde yürüyemez. Demokrasilerde meşruiyetin kaynağı, millettir.

Yalnızca siyasi iktidarlar için değil, muhalefet için de, bürokratlar için de böyledir.

Herkes demokratik meşruiyet içinde iş görmek, hesap vermek, verebilmek durumundadır. Açık ve şeffaf olmak durumundadır.

Ve millet onayından geçmemiş bir "milli menfaat" tarifi yapılamaz. Bunu da böyle bilmek durumundayız.

Toplumsal talepleri dışlayan, hesaba katmayan bir siyaset, siyaset nitelemesini asla hak etmez.

Siyasetin görevi, toplumdan yalıtılmış bir iktidar alanının tesisi ve muhafazası değil, tam aksine toplumla birlikte toplumsal problemleri çözmektir.

Bizim siyasetten anladığımız budur; AK Parti'nin yegane siyasi rotası budur.

Fakat son zamanlarda özellikle parlamento çatısı altını yok farz etme gayreti içerisinde olanlar da var. Son zamanlarda özellikle siyasi partilerin varlığını Anayasa’ya rağmen, evet, bir kenara itme gayreti içerisinde olanlar da var.

Değerli arkadaşlar bu fevkalade ama fevkalade yanlış bir gidiş. Çok çok yanlış bir anlayış tarzıdır. Bu bir defa kuvvetler ayrılığı prensibine de karşı düşmektedir. Bu noktada bizler kararlı duruşumuzu, kararlı gidişatımızı sürdürmek durumundayız.

Özellikle bu çatı kesinlikle gücünü korumak durumundadır. Bu çatının altına gelenler, kendi gayretleriyle buraya sallana sallana gelenler değildir. Tam aksine “Biz 70 milyon olarak oraya sığmayız ama 550 milletvekilini oraya vekaletle göndeririz” diyen milletin sesidir burası.

Bugün siyaseti toplumsal bağlarından kopararak, toplum dışı bir iktidar mekanizması haline getirmek isteyenler, nafile bir gayretin içindedir.

Çünkü Türkiye, onların muhayyilesini aşmış, çok ileri noktalara ulaşmış bir ülkedir.

Bu toplum, bu millet, demokrasinin, hukukun ve özgürlüklerin evrensel standartlarını talep etmektedir, başka bir şey değil.

Yine bu millet, demokrasinin, hukukun ve özgürlüklerin gölgelenmesini arzu etmiyor. Buna yönelik tarifler içerisine girenlere “Durun kenarda” diyor. “Çünkü biz böyle bir şeyi kabul edemeyiz” diyor.

Ve AK Parti olarak bizim işimiz, krizden beslenmek değil, problem çözmektir.

Sorunların çözümünün sahici siyasetten geçtiğini, demokratik siyaset dışında meşru bir çözümün olmayacağını bilerek hamdolsun demokratik siyaseti, hukuki meşruiyeti sonuna kadar savunuyoruz, savunacağız, savunmaya devam edeceğiz.

Biz bunu yaptık, yapıyoruz.

Ama muhalefetten de bunu bekliyoruz.

Siyasetin konusu olmayan meseleleri ısrarla siyasi çekişme konusu haline getirmenin bu millete, bu memlekete hiç bir faydası yoktur. Esasen bu anlayışın, bunu yapmak isteyen, kavga, gerilim çıkarmak isteyenlere de hiç bir faydası yoktur, olmayacaktır.

Yakın tarihimiz bunun açık örnekleriyle doludur.

Soğuk savaş yıllarından kalma yanlış alışkanlıklardan, gayri meşru arayışlardan, hukuk dışı yapılanmalardan Türkiye er ya da geç kurtulmak durumundadır.

Ortada böyle iddialar, olgular, olaylar varsa, bu konuda esas görev yargıya düşmektedir.

Yürütmenin görevi, bu konuda anayasa ve yasalar çerçevesinde yargıya adli kolluk hizmeti vermektir. Biz bunu yaptık, bunu yapıyoruz.

Bu hususta, eskiden beri eksikliğinden şikayet edilen 'siyasi irade' bizim hükümetimizde mevcuttur.

Bu süreçte elbette muhalefete de, medyaya da, bütün topluma da sorumluluklar düştüğünü hatırlatmak zorundayım.

Herşeyden önce kurumlarımızı korumak, haksız ve mesnetsiz tartışmaların konusu haline getirerek yıpratmamak çok önemli.

Çünkü neticede kurumlarımız bizler için var, milletimiz için var. Bütün kurumlarıyla birlikte, dayanışma içinde çalışan, özellikle geleceği bu şekilde inşa etmeye gayret eden bir devlet, işleyen bir demokrasi hepimiz için olmazsa olmaz, olmalıdır.

Bununla birlikte;

Şu araştırılmasın, bu soruşturulmasın demek, birşeylerin örtbas edilmesini istemek yerine,

hepimizin iyiliği için,

demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin geleceği için,

eksik araştırmayı, yetersiz soruşturmayı, yanlış uygulamayı eleştiren bir muhalefet anlayışına Türkiye'nin ihtiyacı var.

Hepimizin sorumlu, sağduyulu olması gereken bir süreçten geçiyoruz. Bunu da özellikle milletimin dikkatine sunmak istiyorum.

Bizlerin, burada hepimizin görevi var ve bu görev çerçevesi içerisinde bize şu anda tereddüb eden nedir? Biz milletin vekiliyiz. Aynı zamanda millet bize iktidar yetkisi verdi. Şu anda iktidarın gereği neyse bunu yapmak durumundayız. Ama muhalefet de görevini aynen bilmeli ve bunun gereğini yerine getirmelidir.

Değerli arkadaşlarım...

Bu anlayış içinde AK Parti, kurulduğu günden bugüne kadar demokrasiye bağlı, hukuka saygılı, önceliği insan olan, önceliği Türkiye olan bir siyasi çizginin temsilcisi olmuştur.

Şartlar ne olursa olsun, bu çizgimizi bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğiz.

Demokratik siyasetimize asla gölge düşürmeyeceğiz, milletimizin bize olan güvenini asla boşa çıkarmayacağız.

Yetmiş milyon insanımızın hukukunu aynı dikkatle korumakta, 81 vilayetimizin ikbalini aynı ciddiyetle düşünmekte ısrar edeceğiz.

Bu milletin asırlardır yaşattığı medeniyet birikiminden güç alarak, birlik ve beraberlik içinde hedeflerimizi kovalamaya, Cumhuriyetimizin değerlerini yaşatmaya devam edeceğiz.

Türkiye'yi çocuklarımızın gurur duyduğu, geleceğine umut ve heyecanla baktığı bir ülke haline getirmek için, insanımızın yüzünü güldürmek için çalışmaya devam edeceğiz.

Bu ülkeyi seven, bu millete hizmet aşkını yüreğinde taşıyan herkesin ortak görevi ve sorumluluğu da budur.

Millet iradesinin yol göstericiliğini herkes içine sindirmeli, geleceğin zorluklarla dünyasında Türkiye'yi güçlü kılacak ve ayakta tutacak olan gücün millet olma bilinci olduğunu herkes iyi anlamalıdır.

Ama bir ilke olarak söylüyorum; farklı, güncel gelişmelere dayalı olarak söylemiyorum. Biz mafyanın, çetenin veya çetelerin avukatı değiliz. Bunu özellikle vurgulamam lazım.

Ama yargının, savcının yürütmeye verdiği görevi de yerine getirme görevimiz var, ancak bu görevi de yerine getiririz. Olay budur.

Türkiye'nin mutlu ve müreffeh yarınlara emin adımlarla ilerlemesi için, İtalya’da temiz eller operasyonu yapıldığı zaman, “Bizde bu ne zaman yapılacak” diye hayran hayran bakanlar, ülkemizde bu adımlar atıldığı zaman niçin rahatsız oluyorlar? Burası önemli. Niçin?

Acaba Başbakan’ın bildiği bir şey mi var? Başbakan’ın bildiği bir şeyler olması lazım zaten, çünkü hesap ondan soruluyor “Nerden ne geliyor, ne gidiyor?” diye. Tabi ki bir şeyler bilmesi lazım, en az senin kadar bilmesi lazım, en az senin kadar bilmesi lazım.

Ve aklı selimin gereği Türkiye için doğru olanı yapmaktır. Biz bunu yapıyoruz.

Değerli Arkadaşlarım...

Türkiye ekonomisine ilişkin, millet olarak hepimizi sevindiren, umutlandıran haberler almaya devam ediyoruz.

Ancak yalan yanlış hala haberler uydurmaya devam eden bir anlayış var, bir muhalefet var. Ben bunu da özellikle bilmenizi istiyorum. Ve bunun için burada bugün sizlere tekrar bazı kalemlerin resmi rakamlarını vermek durumundayım. Çünkü bakıyorum ki göz göre göre, milletin gözüne baka baka bu yalan yanlış rakamları, bu yalan yanlış haberleri, bu ülkenin resmi makamlarının verdiği rakamlara rağmen söyleyenler var.

Değerli arkadaşlar;

Türkiye büyüyor.

Türkiye gelişiyor.

Kim ne derse desin.

Türkiye, 81 iliyle, her bir ilçesiyle, her bir köyüyle geleceğe doğru emin adımlarla, kararlı adımlarla yürüyor.

Şüphesiz eksiklerimiz var, kolay değil. Sene 1923, sene 2008. Ve bu yıllar içinde beş buçuk yılın yönetiminde biz varız.

Şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum:

Biz, hiçbir zaman bütün sorunları çözdük, Türkiye'nin bütün kronik meselelerini hallettik iddiasında olmadık.

Türkiye siyasetine geçmişte hakim olan, o toz pembe tabloları çizme gayretinde hiç olmadık.

Son derece şeffaf, son derece samimi bir şekilde hedeflerimizi ortaya koyduk. Ve değerli arkadaşlarım şunu çok açık net söyledik. Çok şükür bütün bu sözlerimizin arkasında hep durduk, bundan sonra da duracağız.

Türkiye'nin, Türkiye ekonomisinin şu son 5 buçuk yılda ortaya koyduğu performans son derece dikkat çekicidir.

Bakınız, geçen hafta başında, 2008 yılına ait büyüme oranları açıklandı.

2008 yılının ilk çeyrek döneminde Türkiye ekonomisi yüzde 6,6 oranında büyüme kaydetti.

Bu büyüme oranıyla, yine bize ait olan, bu hükümete ait olan bir rekoru yenilemiş olduk ve tam 25 çeyrek üstü üste büyüme başarısını hamdolsun gösterdik.

Bizden önceki 10 yıllık dönemde ortalama büyüme hızı yüzde 3.

Şu son 5 yıldaki büyüme hızı ise bunun iki katından fazla, yüzde 6,7.

Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasılasını 230 milyar dolardan devraldık, 5 yılda bunun üzerine 429 milyar dolar ilave ederek, hamdolsun, bu da 659 milyar dolara yükseldi.

Şimdi, 2008 sonunda inşallah bu rakamın da üzerine çıkacağız, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla miktarında da 10 bin doları aşmış olacağız.

Bunlar, Ak Parti iktidarının ortaya koyduğu kararlılığın bir sonucudur, samimiyetin bir sonucudur. Gayretin bir sonucudur. Ve istişareye dayalı, müzakereye dayalı, dünyaya açık bütün bilgileri toplamak suretiyle attığımız adımların bir sonucudur.

Bu sevindirici gelişmeler, halkımızla, milletimizle iç içe olmanın, aynı yöne bakmanın, aynı hedeflere kilitlenmenin bir sonucudur.

Bütün bu gelişmeler, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca ihtiyaç duyduğu istikrarın bir sonucudur.

Değerli kardeşlerim bütün bunlarla birlikte,

Şunu da özellikle bu noktada ifade etmek istiyorum, bütün bu olumlu gelişmeler, sadece birer başlangıçtır ve Türkiye bu seviyelerden çok daha iyisini, çok daha ilerisini görecektir. Bundan hiç endişeniz olmasın.

Bunun için çalışıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz, bunun için gayret ediyoruz.

Türkiye o eski günleri görmesin, Türkiye o eski istikrarsızlık, güvensizlik atmosferine dönmesin, Türkiye yeniden yoksullaşmasın. Gelirken dedik ya, yoksulluk, yasaklar…

Değerli arkadaşlarım ve bu 3 y’nin içerisinde bizler için önemli olan bir diğeri de yolsuzluklardı. Bunların önüne geçeceğiz ve bu 3 y bizim dönemimizde değerli arkadaşlar, en büyük darbeyi yemiştir ve en zayıf noktasındadır.

Evet, ekonomide tarihimizin en iyi seviyelerini yakaladık.

Ancak çok daha iyi seviyelere ulaşmamız gerekiyor, bugünkünden çok daha ileri noktalara varmamız gerekiyor.

İşsizlikte, faizlerde, enflasyonda, üretimde, yatırımda, ihracatta bugün olduğumuz seviyelerden daha ileri seviyelerde olmamız gerekiyor.

Biz gereksiz tartışmaların içine girmiyoruz.

Sanal gerilimlerle vaktimizi heba etmiyoruz.

Biz, olumsuzluk üreten, moralsizlik üreten, karamsarlık üreten siyaset tarzına asla ve asla prim vermiyoruz.

Türkiye'yi adım adım dolaşıyoruz, dünyayı adım adım dolaşıyoruz ve Türkiye'yi büyütmek için de gece demeden, gündüz demeden çalışıyoruz, çabalıyoruz.

Değerli arkadaşlarım...

2002 yılında biz geldiğimizde Türkiye'nin toplam ihracatı 36 milyar dolardı.

Geçen hafta Haziran ayına ait rakamlar açıklandı.

Geriye dönük 12 aylık ihracatımız, Haziran ayı sonu itibariyle yaklaşık ama ben sizlere yine de kesin vereyim,123 milyar 762 milyon dolara ulaşmıştır. Diğer bir deyişle yaklaşık 124 milyar dolar olmuştur.

5 buçuk yılda ihracatımız 3 kattan fazla artış göstermiştir.

İşte Türkiye, değerli arkadaşlarım, budur!

Ama bunu görmek istemeyenler var.

Türkiye'nin performansı budur arkadaşlar.

Türkiye'nin potansiyeli, şu anda yeni yeni görünmeye başladı, inşallah daha iyi günler var önümüzde.

Biz istiyoruz ki, ana muhalefet bunu konuşsun,

Biz istiyoruz ki Ankara bunu konuşsun, muhalefet bunu konuşsun.

Biz istiyoruz ki, 124 milyar dolar az desinler, 200 milyar dolar olmalı, 250 milyar dolar olmalı, bunu desinler. Bize de heyecan versinler. Ama bunlar diyorlar ki, “Yok burada bir sıkıntı var, herhalde bu rakam doğru değil.”

Böyle bir gayretin içerisinde milletin karşısına çıkıyorlar, “Efendim işte 124 milyar dolarmış.” Niye -mış -mış? Bu ülkenin yetkili resmi kurumları var. Buralardan öğrenirsin, sorarsın. Bu milletin heyecanını gölgeleme, bu milletin heyecanına heyecan kat. Gayret et. Hep söylüyoruz, senin de olsun. Ama yok.

Ve istiyoruz ki, enflasyonda, faizlerde, işsizlik oranlarında, yatırımda, üretimde daha ileri seviyeleri, daha ileri noktaları hedeflesinler, bunları konuşsunlar, bu noktalarda eleştiri getirsinler. Hatta bize yol göstersinler diyoruz, bunu istiyoruz.

Ama Allah aşkına bakın bir gün bir yol gösterici ifadeleri olmuş mu? Şunu yaparsanız Türkiye yüzde 22, yüzde 23 faiz değil de yüzde 15’lere düşer dediğini hiç duydunuz mu? Duyamazsınız. Böyle bir hazırlıkları yok ki.

Değerli arkadaşlarım;

Bunların milletin meseleleriyle ilgili, güncel sorunlarıyla ilgili bir programları yok, bir projeleri yok.

Engellemek üzerine, yavaşlatmak üzerine, gerilim üzerine, durdurmak üzerine bir siyaset tarzı tutturmuş gidiyorlar.

Takdir beklemiyoruz, teşekkür de beklemiyoruz, katkıdan da vazgeçtik.

Milletimiz zaten günü, vakti, saati geldiğinde takdirini de, teşekkürünü de sandıkta ifade ediyor, yine edecektir. Niye telaş ediyorsun?

Ancak diyoruz ki bari engel çıkarmayın…

Bari milletin sevincini gölgelemeyin, milletin moralini bozmayın.

Bakınız, ekonomi söz konusu olduğunda, birtakım mesnetsiz iddialarla ortaya çıkıyorsunuz. Hele hele şu devletin kamu net borç stoku noktasında açıkladıkları rakamlar, öyle komik, öyle komik, öyle komik ki, inanının ben kendilerinin de herhalde buna inandığına ihtimal vermek istemiyorum. Çünkü biraz insaflıyım, onlar kadar değilim. Neler söylüyorlar?

Defalarca izah ettim, devletin resmi rakamlarıyla konuyu defalarca ortaya koydum.

Bu rakamlar ulaşılamaz rakamlar değil.

Açın TÜİK'in web sayfasını, açın Hazine'nin web sayfasını, Maliye'nin, Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın web sayfalarını, resmi rakamlar orada var.

Türkiye'nin kamu net borç stoku, 2005 yılından itibaren, tarihinde ilk kez gerilemeye başlamıştır.

2004 yılında 274 milyar YTL olan kamu net borç stoku, 2005 yılında 270 milyar YTL'ye geriledi.

2006 yılında 258 milyar YTL, 2007 yılında da 248 milyar YTL oldu.

Yine geçen hafta içinde, ilk üç aylık rakamlar açıklandı.

2008 yılının ilk üç çeyreğinde de gerileme devam etti ve net borç stokumuz hamdolsun, yaklaşık olarak veriyorum, 247 milyar YTL'ye geriledi.

Daha da önemli bir gerileme borç stokunun gayri safi yurt içi hasılaya oranına bakacaksınız diye bunu hep bilimsel olarak ifade ettim.

Biliyorsunuz, 2002 yılında bu oran yüzde 42,9'du, şimdi ise değerli arkadaşlarım ne oldu biliyor musunuz, yüzde 29'a kadar gerilemiştir. Diyoruz, diyoruz anlamak istemiyorlar. Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. Ne yapalım yani? Anlamıyorlar.

Ve bunlar Türkiye'nin gerçek rakamları, bunlar Türkiye'nin resmi rakamları.

Bakın yine birkaç rakamı burada sizlere aktarmak istiyorum:

2007 yılının Ocak-Mayıs döneminde açılan, bu da çok önemli, burada da çünkü bazı kurumlar, sivil toplum örgütleri de saptırmalar yapıyor, şirket sayısı 25 bin 381.

2008 yılının aynı döneminde aşağı yukarı aynı miktarda şirket açılmış: 24 bin 723.

Kapanan şirket sayısı 4 bin 698, bu yılın ilk 5 ayında 4 bin 450'ye gerilemiş.

2007'nin ilk 5 ayında satılan otomobil sayısı 109 bin adet, bu yılın ilk 5 ayında satılan otomobil sayısı 136 bin adet.

Estirilmeye çalışılan olumsuzluk havasına, karamsarlık havasına rağmen, Türkiye, evet, inanancını kaybetmemiş, güvenini kaybetmemiş, umudunu kaybetmemiş.

Çünkü biz işimize bakıyoruz, toplu konut idaresi konut yetiştiremiyor, yine biz konut satmaya devam ediyoruz. İşte geçenlerde yeni bir ihale yaptık, bakıyorsunuz ki rakamlar gerçekten -yani müracaat edenlerin rakamı- çok çok fazla, bire yedi, bire sekiz, böyle müracaat var. Bu ne demektir? Bu bir şeyleri gösteriyor herhalde.

Ama biz aynı heyecanla, aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

Türkiye'nin emeğini büyütmeye, ekmeğini büyütmeye devam edeceğiz.

Ben Türkiye'nin en kısa zamanda yaşamakta olduğu bu sıkıntıları da aşacağına, daha mutlu, daha müreffeh yarınlara yolculuğumuzun her geçen gün hız kazanarak devam edeceğine gönülden inanıyorum.

Türkiye için yarınlar bugünlerden çok daha aydınlık olacaktır, buna her insanımız inanmalıdır ve biz buna inanıyoruz. Ve il il dolaşarak açılış törenlerimizi yapmaya devam ediyoruz. Fakat tabi bize ulaşamayanlar, bizim bu yarışımıza yetişemeyenler ise Türkiye’nin neresinde ne var haberleri yok. Bu kadar açılışlar var haberleri yok. Her alanda. Eğitimden, sağlıktan, ulaşımdan, adalet saraylarından, enerjiden, barajlardan haberleri yok. Döneminizde ne yaptınız diyenler açılan, temeli atılan barajlardan haberleri yok.

Çünkü bütün siyasetlerini, ne yazık ki yalan üzerine inşa etme gayreti içindeler. “İftira at tutmasa da iz bırakır” mantığı. Ama benim milletim biliyor ki, güneş balçıkla sıvanmaz. Bu, bu. Ve ben halkıma buradan tekrar şunu söylüyorum: “Biz size güveniyoruz, biz size inanıyoruz. Sizler de seçtiğiniz bu kadroya güvenmeye devam edin” diyorum. Ve bizler milletimiz, halkımızın efendisi değil, milletimizin hizmetkarı olarak bu yolda bu yolculuğa devam ediyoruz. Ve bu hizmetimiz inşallah ölene dek sürecektir.

Ben bu duygularla sözlerime son veriyor, sevgi ve saygılarımı sunarken başarılarla dolu bir hafta temenni ediyorum



 

15.06.2008 AK PARTİ GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN ERDOĞAN İZMİR’DE...
SEYFETTİN tarih 16.06.2008, 14:03 (UTC)
 15.06.2008 AK PARTİ GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN ERDOĞAN İZMİR’DE...

“Ege'nin incisi İzmir, dünya kenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yapılan yatırımların Türkiye'nin dünya ülkeleri arasındaki rekabet gücünü artırdığını belirterek, 'Ege'nin incisi İzmir, dünya kenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor' dedi.

Başbakan Erdoğan, İzmir Çevre Yolu Kuzey dalının Karşıyaka Kavşağı-Çiğli Otoyolu ile Aliağa Gaz Türbinleri ve Kombine Çevrim santrallerinin, Çiğli Kavşağında düzenlenen toplu açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşması öncesindeki anonslar sırasında İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun bazı katılımcılar tarafından yuhalanması üzerine Başbakan Erdoğan, 'Maalesef bu takdimler esnasında hoşlanmadığım bir tezahüratı görmek doğrusu beni üzmüştür. Ben bu tezahüratı yapan vatandaşlarım veya partililerim adına Büyükşehir Belediyesi başkanımızdan özür diliyorum' diye konuştu.

Günün, birlik beraberlik günü olduğunu, bu açılışların dayanışmayı perçinlediğini belirten Başbakan Erdoğan, bu açılışlarla geleceğe çok daha farklı bakılacağını, aydınlık Türkiye'yi kurmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

Açılışı yapılan yatırımların, Türkiye'nin dünya ülkeleri arasındaki rekabet gücünü artırdığını ifade eden Başbakan Erdoğan, Ege'nin incisi İzmir'in bir dünya şehri olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini kaydetti.

Turgut Özal tarafından 19 yıl önce temeli atılan İzmir Çevre Yoluna kendilerinin son noktayı koyduklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, önceki dönemlerde yola 320 milyon dolar ödenek ayrılmışken, kendi dönemlerinde 430 milyon harcanarak yolun viyadükler, köprüler, sanat yapıları gibi önemli kısımlarını tamamladıklarını ifade etti.

-'BUNLAR TÜRKİYE'NİN ALTINDAN KALKAMAYACAĞI PROJELER DEĞİL'-

İzmir Körfezi'ni kuzey ve güneyden çevreleyen yolun 51 kilometre olduğunu, yıllarca kangren olan Bornova kavşağı-Karşıyaka kavşağı arasındaki 12 kilometrelik bölümü geçen yılın ocak ayında açtıklarını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

'Bugün çevre yolu bünyesinde 49 kilometresi ana gövde olmak üzere, toplayıcı yollar ve yan yollarla birlikte toplamda 92 kilometrelik yolu hizmete açmış bulunuyoruz. Günlük 113 bin araç trafiğine hizmet vermeye çalışan Bornova-Karşıyaka arasındaki yorgun Altınyol rahat nefes alacak. 30 dakika, hatta bazı günlerde 45 dakikaya varan zaman tasarrufu, taşıt işletme ve yakıttan yıllık 60 milyon dolar tasarruf sağlanacaktır. Bu yolla şehirden kopuk durumdaki Torbalı, Kemalpaşa ve Aliağa ilçelerindeki sanayi bölgeleri şehre yakınlaşacak.

Kuzeyden gelen trafik sorunsuz ve akıcı şekilde güneye ulaşacak. İş bilenin, kılıç kuşananın. Tıpkı Bolu Tünelini açtığımız gibi, Karadeniz Sahil Yolu gibi, 19 yıldır bitirilmeyi bekleyen bu projeyi de tamamlamış bulunuyoruz. Bugün gururluyuz, mutluyuz, ama yıllar yılı bu büyük ihtiyacın neden karşılanamadığını, neden bu projelerin ihmal edildiğini sormadan da edemiyoruz. Bunlar büyük projeler, kaynak isteyen projeler, hepsi doğru. Ama bu projeler Türkiye'nin altından kalkamayacağı projeler değil. Doğru yönetim anlayışı, kaynakların doğru kullanımıyla kısa sürede bitirilebilecek projeler. Bizim elimizde sihirli değnek yok. Bu kaynaklar dün de ondan önce de vardı. Ama ne yoktu? İzmirlilerin çektiği yol çilesini kendine dert eden hükümetler yoktu.'

-'BÜYÜK UĞRAŞLARLA TESİS ETTİĞİMİZ GÜVEN VE İSTİKRAR ORTAMININ BOZULMASINA FIRSAT VERMEYECEĞİZ'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz bu milletten başkasının sesine kulak vermediğimiz için yıllar yılı hükümetleri her türlü yönlendirenler, tesir altına alanlar, şimdi rahatsız ve huzursuz' dedi.

Başbakan Erdoğan, İzmir Çevre Yolu Kuzey Dalının Karşıyaka Kavşağı-Çiğli Otoyolu ile Aliağa Gaz Türbinleri ve Kombine Çevrim Santrallerinin Çiğli Kavşağında düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin üçüncü büyük kenti olan İzmir'i her açıdan büyüklüğüne uygun hale getirmek için büyük çaba sarf ettiklerini söyledi.

Yıllarca ciddi bir vizyon ve ilgi eksikliği içinde yaşayan kenti bir dünya şehri haline getirmek amacıyla yoğun ve kapsamlı bir program uyguladıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, UNIVERSIADE, Adnan Menderes Havaalanının yenilenmesi, çevre yolu, eğitim, sağlık ve adaletteki yatırımlarla önemli mesafe katedildiğini ve kentin kaybetmeye yüz tuttuğu dünya kenti vizyonunu yeniden kazandığını dile getirdi.

'Hükümetimizin İzmir'e ilgisi, sevdası hiçbir dönemle karşılaştırılamayacak seviyededir' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

'İzmir'in kayıp yıllarını nasıl telafi ediyorsak tüm şehirlerimizi, bölgelerimizi de aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Bu ülkenin kaynakları, hırsıza, arsıza peşkeş çekildi. Bolu Tüneli, Karadeniz, İzmir Çevre Yoluna gitmesi gereken kaynaklar haramzadelere kaptırıldı. Şimdi bu kaynaklar bu ülkenin insanları için harcanıyor.

İzmir-Manisa, İzmir-Seferihisar bölünmüş yolları yine aynı kaynaklarla yapıldı. Havalimanı dış hatlar terminali yine aynı kaynaklarla 8 ay gibi kısa sürede tamamlandı. Bu terminalden gelen yolcu sayısı bire dört, bire beş katlanmış vaziyette. Bu hareketlilik İzmir'in ekonomisine, turizmine, ticaretine büyük kazançlar getiriyor. Ankara-İzmir hızlı tren projesi tamamlandığında bu potansiyel çok daha artacaktır. İzmir her açıdan çok daha büyük canlılık kazanacaktır. Şu anda ihale aşamasında olan İstanbul-İzmir otobanı da en güzel örneklerinden biri olacak.'

Başbakan Erdoğan, köyde kırsalda yaşayan insanları da unutmadıklarını, 'Suyu, yolu olmayan köy kalmayacak' diyerek yola çıktıklarını, İzmir'de yolu, suyu olmayan köy kalmaması için yapılan çalışmaların tamamlandığını söyledi.

-TARIMSAL ÜRETİMDE ARTIŞ-

Tarımsal üretimde de ciddi artış yakalandığını, incirden mandalinaya, kirazdan şeftaliye, kültür balıkçılığından tavuğa ve süte kadar tüm alanlarda üretimin canlandığını kaydeden Başbakan Erdoğan, tamamlanan Beydağ Barajı'nın sulama kanallarının da yapımıyla Ödemiş'te su sorununun kalmayacağını ifade etti.

Türkiye'nin kaynaklarının ülkeye yeterli olduğunu, o kaynakları kurttan kuştan koruyacak, doğru yerlere harcayacak iradenin gerekli olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, o iradenin milletin iradesi olduğunu, hükümetin gücünü milletin iradesinden aldığını belirtti.

Bugün açılışı yapılacak diğer yatırım olan Aliağa Kombine Çevrim Santrali Çift Yakıt Dönüşüm Projesi ile ilgili bilgi veren Başbakan Erdoğan, tesisin 35 yıla yakın zaman önce yapıldığını, o zamanın şartlarına göre motorinle çalışacak şekilde düşünüldüğünü, zamanla üretimin ekonomik olmaktan çıktığını ve tesisin adeta çürümeye terk edildiğini kaydetti. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Bu milletin parasıyla yapılmış dedik, bunu nasıl ekonomiye kazandırırız diye düşündük. 2006 yılında yakıt dönüşümü çok daha ucuz olan doğal gaza dönüştürmek için proje hazırladık. 1.2 milyar kilovat kapasiteli bu tesisi yeniden ekonomiye kazandırıyoruz. Yakıt sistemini değiştirmek suretiyle kaliteli 6 kat daha ucuz hale getirdik. 35 milyon dolarlık kaynakla yapılan bu dönüşüm, maliyetini kaç ayda finanse edecek biliyor musunuz? Sadece 1.5-2 ayda. 12 ay tam kapasiteyle güvenli üretim gerçekleştirilecek. 250-300 milyon dolar bir girdi ekonomiye kazandıracak.

Bu iş bu kadar karlıydı da neden yıllarca gelen hükümetler Türkiye bunca enerji sıkıntısı çekerken bu tesise el atmadılar? İki ihtimal var, ya akıllarına gelmedi, ya işlerine gelmedi. Temel önceliği Türkiye olan bir hükümet, bakın 1.5 yılda çürümekte olan bir tesisi ciddi bir ekonomik değere dönüştürdü. Bölge ve ülkemiz için büyük bir kazanç sağladı.'

-'GÜVEN VE İSTİKRAR ORTAMI'-

Türkiye'nin uyandığını ve değiştiğini, ülke kaynaklarının, milletin dinamizmiyle buluştuğunu belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

'Biz bu milletten başkasının sesine kulak vermediğimiz için yıllar yılı hükümetleri her türlü yönlendirenler, tesir altına alanlar şimdi rahatsız ve huzursuz. Türkiye'nin değişimine, muasır medeniyet seviyesinin ötelerine yürüyüşüne hiç kimse engel olamaz, olamayacak.

Açtığımız bu yollar işte o aydınlığa gidişinin işaretidir. Bu yollar medeniyete açılan yollardır, yol medeniyettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm imkanlarıyla, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, köylüsüyle kentlisiyle tüm insanlarıyla bu aydınlık geleceğe mutlaka ama mutlaka ulaşacaktır.

Bizim hükümet olarak tek gayemiz ülkemizi aydınlık geleceğe ulaştırmaktır. Cumhuriyetimizin kuruluş idealleri doğrultusunda mesafe aldırmaktır. Uzun ince yolda olduğumuzu hep söyledik. Adaletle demokrasiyle hukukla bu ülkeyi kalkındırmaya büyütmeye devam edeceğiz.

Büyük uğraşlarla tesis ettiğimiz güven ve istikrar ortamının bozulmasına fırsat vermeyeceğiz. Güven yoksa istikrar yoksa, adalet ve demokrasi güç kaybederse hiçbir gelişme, ilerleme olmaz. Milletçe güç kaybetmeye geri gitmeye başlarız. Türkiye'nin büyüme azmini sarsmaya gelişme dinamiklerini sabote etmeye kimsenin hakkı yoktur, olamaz.'

Başbakan Erdoğan, hükümetleri döneminde kişi başına milli gelirin 9 bin 33 dolara, ihracatın 121 milyar dolara, uluslararası sermaye girişinin 22 milyar dolara çıktığını belirterek, bunun hükümet üyeleri olarak geceli gündüzlü çalışmalarının bir sonucu olduğunu, hükümete tüm dünyada bir güven oluştuğunu ifade etti.

-'ENGELLER ÇIKABİLİR, AMA BİZİ DURDURAMAZLAR'-

Aynı azim ve kararlılıkla hizmet etmeye, aynı yolda yürümeye devam edeceklerini belirten Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

'22 Temmuz öncesinde ne dedik? 'Durmak yok, yola devam' dedik. Engeller çıkabilir, ama bizi durduramazlar. Biz biliyoruz ki, halka hizmet hakka hizmettir. Bu anlayışla yürüyoruz. Bu ülkenin hizmete ihtiyacı var. Bu hizmeti veren, başarıyla sürdüren AK Parti, milletine, vatanına aşkından zerre kaybetmez. Bugüne kadar nasıl kaybetmediyse bundan sonra da aşkla, azimle, kararlılıkla bu yoluculuğa devam edeceğiz. İnşallah 2012'nin sonunda çok farklı bir Türkiye var. GAP'ıyla, KOP'uyla değişen Türkiye.

Artık Güneydoğu, Doğu Anadolu, Konya ovası değişiyor. Tüm bölgeler bundan nasibini alıyor. Dünyada gıda önemli bir tehdit olarak geliyor. Ödemiş Ovası bir bereket kaynağı olarak bu bölgeyi ihya edecek. Amik, Çukurova, Güneydoğu, Konya ovası tüm bunlarla beraber Türkiye adeta petrol ihraç eder gibi gıda ürünlerini ihraç edecek. Buna doğru yürüyoruz. Bunun adımlarını atıyor, projelerini ortaya koyuyoruz.'

Konuşmaların ardından video konferans yöntemiyle Aliağa'daki Kombine Çevrim Santrali'nden tören alanına bağlanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Başbakan Erdoğan'ın Babalar Gününü kutladı. Başbakan Erdoğan ise 'Her gün Babalar Günü olsun' diyerek açılışları gerçekleştirdi.

Tören sonrası bir çocuk ağlayarak, Başbakan Erdoğan'ın yanına geldi. Başbakan Erdoğan, çocuğun kendisine vermek istediği kağıda iletişim bilgilerini yazması için kalem uzattı, daha sonra kağıdı korumalarına verdi.

Törene Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu da katıldı.

1. ULUSLARARASI RUMELİ ŞENLİĞİ...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin eskisinden çok daha büyük olduğunu belirterek, 'Çok daha güçlü bir ülke olma yolunda hızla mesafe alırken, kardeşlerimizin de güçlenmesi, kalkınması en büyük arzumuzdur. Bu anlamda her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi hassaten dile getirmek isterim' dedi.

Başbakan Erdoğan, Buca Belediyesi'nin Buca Gölet alanında düzenlediği 1. Uluslararası Rumeli Şenliğine katıldı. Şenlik sırasında Buca Belediyesi'nin 'Geçici Barınma Merkezi, Engelliler Parkı, Güzel Sanatlar ve Mesleki Eğitim Merkezi ve Etüt Merkezi, Kültür Sarayı ve Gediz Sevgi Yolu'nun da bulunduğu toplu açılış törenleri yapıldı.

Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 1. Uluslararası Rumeli Şenliği ve 4. Uluslararası Balkan Ticaret Panelinin dostluk ve kardeşlik coğrafyasına hayır, bereket, güzellik getirmesini temenni etti. 'İzmir ne kadar bizimse o kadar da sizindir' diyen Başbakan Erdoğan, en büyük temennilerinin Rumelili vatandaşların da kendi evlerindeymiş gibi rahat, huzurlu olmaları olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

'Adına ister Balkanlar diyelim, ister Rumeli diyelim, bu coğrafya bizim ortak coğrafyamızdır. Burada yüzyılların kader birliği, ruh birliği aynı potada bizleri eritmiştir. Arada sınırlar olabilir, mesafeler olabilir, ama gönüllerimiz bir. Az önce Makedonya'dan gelen, Kosova'dan gelen, Sancak'tan, Arnavutluk'tan gelen kardeşlerimi gördüm. Gönüllerimiz bir olmasına rağmen yıllar yılı çeşitli sebeplerle birbirimizden uzak kaldık. Şimdi hasret gideriyor, birbirimize kavuşmanın, beraber olmanın tadını doyasıya çıkarıyoruz. İnşallah bu yakınlaşmanın bereketini her alanda çok daha zengin biçimde yaşayacağız. Sadece duygu birliğiyle, sadece gönül birliğiyle yetinmeyecek, aramızdaki ilişkileri çağın gerektirdiği ekonomik işbirliği imkanlarıyla her geçen gün daha çok zenginleştireceğiz. Biliyorum ki sizlerin gözü gönlü daima Türkiye'nin üzerindedir. Emin olunuz ki bizim de gözümüz sizin üzerinizde. Gönlümüz daima sizinledir.'

-'RUMELİ'DEN GELEN HER HABERE DİKKAT KESİLİYORUZ'-

Rumeli'den gelen her habere dikkat kesildiklerini, her sevincin yüreklerini kabarttığını, her hüznün yüreklerini burktuğunu belirten Başbakan Erdoğan, 'Kısaca aynı beden olarak hissederiz birbirimizi. Allah'a şükürler olsun ki geçmiş yıllara göre her geçen gün daha çok yakınlaşıyor, daha sağlam temeller üzerinde ilişkilerimizi güçlendiriyoruz' dedi.

Her alanda görüşmelerin, toplantıların, buluşmaların gerçekleştirildiğini bildiren Başbakan Erdoğan, bu şenliğin, panelin bir vesile olduğunu, ilişkilerin her geçen gün daha iyi seviyeye geleceğini ifade etti. Ekonomiden ticarete, kültürden spora kadar her alanda işbirliği imkanlarını bundan böyle çok daha sağlam bir zeminde gerçekleştireceklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

'Bu beraberlikten büyük bir potansiyel doğacaktır. Balkanların her köşesiyle akrabalık ilişkilerimiz var. İnşallah hasretler bitecek, dostluk ve dayanışma artacak. Ülkelerimiz arasında köprüler sağlamlaşacak. Yıllar yılı acıyla göz yaşıyla söylediğimiz, dinlediğimiz Rumeli türküleri bundan böyle sevinçle, heyecanla, mutlulukla söylenecek. Türkiye eskisinden çok daha büyük. Çok daha güçlü bir ülke olma yolunda hızla mesafe alırken, kardeşlerimizin de güçlenmesi, kalkınması en büyük arzumuzdur. Bu anlamda her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi burada hassaten dile getirmek isterim.'

-TARİHİN IRMAĞINDA AYNI YÖNE AKMIŞ ORTAK BİR KADER...-

Şenlikte duygu yoğunluğu yaşadığını, etkinlikle birlikte asırlarca bir arada yaşamış, tarih ırmağında aynı yöne akmış ortak bir kaderi paylaşmış insanlar için dönüm noktasına şahitlik ettiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, 'Önümüzde güzel bir gelecek, aydınlık ufuklar var. Buna bütün samimiyetimle inanıyorum. Anadolu insanı Balkanlardaki her canı kendi canı biliyor, bundan emin olunuz' diye konuştu.

Birkaç ay önce gerçekleştirdiği Bosna-Hersek, Arnavutluk, Bulgaristan ziyaretlerinden söz eden Başbakan Erdoğan, 'Bir kez daha gördüm ki bizim hissiyatımızın bir eşini Balkanlar'daki insanlar da aynıyla yaşamaktadır. Bu duygu birliği bizi çok güzel noktalara taşıyacak. Birlikte çok önemli mesafeler kazanacağız. Aynı medeniyetin, aynı kültürün, aynı geçmişin renklerini taşıyan şenliğin mutlaka devamı gelecek' dedi.

Başbakan Erdoğan, etkinliğe Balkanlardan katılanlara 'Kardeş ülkelerimizin, kardeş şehirlerimizin selamlarını İzmir'e getirdiniz, Anadolu'ya getirdiniz, bizim selamımızı da Balkanlara lütfen götürünüz. Oradaki her insana sevgimizi özellikle sunuyoruz' şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda Türk Milli Takımına, Çek Cumhuriyeti karşılaşmasında başarı dileyen Başbakan Erdoğan, Babalar Gününün sadece bugün değil, 365 gün hayırlı olması temennisinde bulundu.

-'İSTEYENE CAMİ, İSTEYENE CEMEVİ'-

Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy, ilçede ayrımcılık yapmadıklarını, cami isteyene cami yeri verip yaptırdıklarını, cemevi isteyenlere cemevi yeri verip yaptırdıklarını, kullanılmayan bir kiliseyi ise onararak, kilise olarak tahsis ettiklerini anlattı.

Şeboy, Başbakan Erdoğan'ın katılımıyla biten 4 projenin de toplu açılışını yapacaklarını kaydetti. Atatürk ve laikliğin kimsenin tekelinde olmadığını belirten Şeboy, dünyanın en büyük Atatürk maskını Çaldıran Mahallesine yaptıklarını, 40 metre yüksekliğinde, kayalara oyulmuş görünümdeki maskın 29 Ekim'de açılışını yapacaklarını dile getirdi. Balkan Dernekleri Federasyonu Başkanı Vahap Savaşan ve Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy, daha sonra Başbakan Erdoğan'a plaket verdi. Konuşmaların ardından Başbakan Erdoğan, vatandaşlarla 'Vardar Ovası' türküsü eşliğinde halay çekti.

-ŞENLİKTEN NOTLAR-

Buca Göletteki etkinliğe Başbakanlık otobüsüyle gelen Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile yolda karşılaştıkları çocuklara oyuncak dağıttı. Başbakan Erdoğan'ın yol güzergahında pankart açan Zafer Mahallesi sakinleri, mahallelerine su istedi. Başbakan Erdoğan sorunu çözeceklerini belirtti.

Buca Gölette mehter takımı tarafından karşılanan Başbakan Erdoğan, gölet içerisindeki Balık Restoranda verilen yemekte partililerle bir araya geldi. Başbakan Erdoğan ve beraberindekiler tören alanına Mehter Takımı eşliğinde geldiler. Tören alanındaki vatandaşlar, 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sloganlarıyla Başbakan Erdoğan'ı karşıladı. Başbakan Erdoğan'ın konuşması öncesinde Arif Şentürk bir konser verdi. Etkinlik sonunda basın mensuplarıyla özel güvenlikçiler arasında arbede yaşandı.

Etkinliğe, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar Göksel de katıldı.



 

15.06.2008 AK PARTİ GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN ERDOĞAN İZMİR’DE...
SEYFETTİN tarih 16.06.2008, 14:02 (UTC)
 15.06.2008 AK PARTİ GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN ERDOĞAN İZMİR’DE...

“Ege'nin incisi İzmir, dünya kenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yapılan yatırımların Türkiye'nin dünya ülkeleri arasındaki rekabet gücünü artırdığını belirterek, 'Ege'nin incisi İzmir, dünya kenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor' dedi.

Başbakan Erdoğan, İzmir Çevre Yolu Kuzey dalının Karşıyaka Kavşağı-Çiğli Otoyolu ile Aliağa Gaz Türbinleri ve Kombine Çevrim santrallerinin, Çiğli Kavşağında düzenlenen toplu açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşması öncesindeki anonslar sırasında İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun bazı katılımcılar tarafından yuhalanması üzerine Başbakan Erdoğan, 'Maalesef bu takdimler esnasında hoşlanmadığım bir tezahüratı görmek doğrusu beni üzmüştür. Ben bu tezahüratı yapan vatandaşlarım veya partililerim adına Büyükşehir Belediyesi başkanımızdan özür diliyorum' diye konuştu.

Günün, birlik beraberlik günü olduğunu, bu açılışların dayanışmayı perçinlediğini belirten Başbakan Erdoğan, bu açılışlarla geleceğe çok daha farklı bakılacağını, aydınlık Türkiye'yi kurmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

Açılışı yapılan yatırımların, Türkiye'nin dünya ülkeleri arasındaki rekabet gücünü artırdığını ifade eden Başbakan Erdoğan, Ege'nin incisi İzmir'in bir dünya şehri olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini kaydetti.

Turgut Özal tarafından 19 yıl önce temeli atılan İzmir Çevre Yoluna kendilerinin son noktayı koyduklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, önceki dönemlerde yola 320 milyon dolar ödenek ayrılmışken, kendi dönemlerinde 430 milyon harcanarak yolun viyadükler, köprüler, sanat yapıları gibi önemli kısımlarını tamamladıklarını ifade etti.

-'BUNLAR TÜRKİYE'NİN ALTINDAN KALKAMAYACAĞI PROJELER DEĞİL'-

İzmir Körfezi'ni kuzey ve güneyden çevreleyen yolun 51 kilometre olduğunu, yıllarca kangren olan Bornova kavşağı-Karşıyaka kavşağı arasındaki 12 kilometrelik bölümü geçen yılın ocak ayında açtıklarını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

'Bugün çevre yolu bünyesinde 49 kilometresi ana gövde olmak üzere, toplayıcı yollar ve yan yollarla birlikte toplamda 92 kilometrelik yolu hizmete açmış bulunuyoruz. Günlük 113 bin araç trafiğine hizmet vermeye çalışan Bornova-Karşıyaka arasındaki yorgun Altınyol rahat nefes alacak. 30 dakika, hatta bazı günlerde 45 dakikaya varan zaman tasarrufu, taşıt işletme ve yakıttan yıllık 60 milyon dolar tasarruf sağlanacaktır. Bu yolla şehirden kopuk durumdaki Torbalı, Kemalpaşa ve Aliağa ilçelerindeki sanayi bölgeleri şehre yakınlaşacak.

Kuzeyden gelen trafik sorunsuz ve akıcı şekilde güneye ulaşacak. İş bilenin, kılıç kuşananın. Tıpkı Bolu Tünelini açtığımız gibi, Karadeniz Sahil Yolu gibi, 19 yıldır bitirilmeyi bekleyen bu projeyi de tamamlamış bulunuyoruz. Bugün gururluyuz, mutluyuz, ama yıllar yılı bu büyük ihtiyacın neden karşılanamadığını, neden bu projelerin ihmal edildiğini sormadan da edemiyoruz. Bunlar büyük projeler, kaynak isteyen projeler, hepsi doğru. Ama bu projeler Türkiye'nin altından kalkamayacağı projeler değil. Doğru yönetim anlayışı, kaynakların doğru kullanımıyla kısa sürede bitirilebilecek projeler. Bizim elimizde sihirli değnek yok. Bu kaynaklar dün de ondan önce de vardı. Ama ne yoktu? İzmirlilerin çektiği yol çilesini kendine dert eden hükümetler yoktu.'

-'BÜYÜK UĞRAŞLARLA TESİS ETTİĞİMİZ GÜVEN VE İSTİKRAR ORTAMININ BOZULMASINA FIRSAT VERMEYECEĞİZ'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz bu milletten başkasının sesine kulak vermediğimiz için yıllar yılı hükümetleri her türlü yönlendirenler, tesir altına alanlar, şimdi rahatsız ve huzursuz' dedi.

Başbakan Erdoğan, İzmir Çevre Yolu Kuzey Dalının Karşıyaka Kavşağı-Çiğli Otoyolu ile Aliağa Gaz Türbinleri ve Kombine Çevrim Santrallerinin Çiğli Kavşağında düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin üçüncü büyük kenti olan İzmir'i her açıdan büyüklüğüne uygun hale getirmek için büyük çaba sarf ettiklerini söyledi.

Yıllarca ciddi bir vizyon ve ilgi eksikliği içinde yaşayan kenti bir dünya şehri haline getirmek amacıyla yoğun ve kapsamlı bir program uyguladıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, UNIVERSIADE, Adnan Menderes Havaalanının yenilenmesi, çevre yolu, eğitim, sağlık ve adaletteki yatırımlarla önemli mesafe katedildiğini ve kentin kaybetmeye yüz tuttuğu dünya kenti vizyonunu yeniden kazandığını dile getirdi.

'Hükümetimizin İzmir'e ilgisi, sevdası hiçbir dönemle karşılaştırılamayacak seviyededir' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

'İzmir'in kayıp yıllarını nasıl telafi ediyorsak tüm şehirlerimizi, bölgelerimizi de aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Bu ülkenin kaynakları, hırsıza, arsıza peşkeş çekildi. Bolu Tüneli, Karadeniz, İzmir Çevre Yoluna gitmesi gereken kaynaklar haramzadelere kaptırıldı. Şimdi bu kaynaklar bu ülkenin insanları için harcanıyor.

İzmir-Manisa, İzmir-Seferihisar bölünmüş yolları yine aynı kaynaklarla yapıldı. Havalimanı dış hatlar terminali yine aynı kaynaklarla 8 ay gibi kısa sürede tamamlandı. Bu terminalden gelen yolcu sayısı bire dört, bire beş katlanmış vaziyette. Bu hareketlilik İzmir'in ekonomisine, turizmine, ticaretine büyük kazançlar getiriyor. Ankara-İzmir hızlı tren projesi tamamlandığında bu potansiyel çok daha artacaktır. İzmir her açıdan çok daha büyük canlılık kazanacaktır. Şu anda ihale aşamasında olan İstanbul-İzmir otobanı da en güzel örneklerinden biri olacak.'

Başbakan Erdoğan, köyde kırsalda yaşayan insanları da unutmadıklarını, 'Suyu, yolu olmayan köy kalmayacak' diyerek yola çıktıklarını, İzmir'de yolu, suyu olmayan köy kalmaması için yapılan çalışmaların tamamlandığını söyledi.

-TARIMSAL ÜRETİMDE ARTIŞ-

Tarımsal üretimde de ciddi artış yakalandığını, incirden mandalinaya, kirazdan şeftaliye, kültür balıkçılığından tavuğa ve süte kadar tüm alanlarda üretimin canlandığını kaydeden Başbakan Erdoğan, tamamlanan Beydağ Barajı'nın sulama kanallarının da yapımıyla Ödemiş'te su sorununun kalmayacağını ifade etti.

Türkiye'nin kaynaklarının ülkeye yeterli olduğunu, o kaynakları kurttan kuştan koruyacak, doğru yerlere harcayacak iradenin gerekli olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, o iradenin milletin iradesi olduğunu, hükümetin gücünü milletin iradesinden aldığını belirtti.

Bugün açılışı yapılacak diğer yatırım olan Aliağa Kombine Çevrim Santrali Çift Yakıt Dönüşüm Projesi ile ilgili bilgi veren Başbakan Erdoğan, tesisin 35 yıla yakın zaman önce yapıldığını, o zamanın şartlarına göre motorinle çalışacak şekilde düşünüldüğünü, zamanla üretimin ekonomik olmaktan çıktığını ve tesisin adeta çürümeye terk edildiğini kaydetti. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Bu milletin parasıyla yapılmış dedik, bunu nasıl ekonomiye kazandırırız diye düşündük. 2006 yılında yakıt dönüşümü çok daha ucuz olan doğal gaza dönüştürmek için proje hazırladık. 1.2 milyar kilovat kapasiteli bu tesisi yeniden ekonomiye kazandırıyoruz. Yakıt sistemini değiştirmek suretiyle kaliteli 6 kat daha ucuz hale getirdik. 35 milyon dolarlık kaynakla yapılan bu dönüşüm, maliyetini kaç ayda finanse edecek biliyor musunuz? Sadece 1.5-2 ayda. 12 ay tam kapasiteyle güvenli üretim gerçekleştirilecek. 250-300 milyon dolar bir girdi ekonomiye kazandıracak.

Bu iş bu kadar karlıydı da neden yıllarca gelen hükümetler Türkiye bunca enerji sıkıntısı çekerken bu tesise el atmadılar? İki ihtimal var, ya akıllarına gelmedi, ya işlerine gelmedi. Temel önceliği Türkiye olan bir hükümet, bakın 1.5 yılda çürümekte olan bir tesisi ciddi bir ekonomik değere dönüştürdü. Bölge ve ülkemiz için büyük bir kazanç sağladı.'

-'GÜVEN VE İSTİKRAR ORTAMI'-

Türkiye'nin uyandığını ve değiştiğini, ülke kaynaklarının, milletin dinamizmiyle buluştuğunu belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

'Biz bu milletten başkasının sesine kulak vermediğimiz için yıllar yılı hükümetleri her türlü yönlendirenler, tesir altına alanlar şimdi rahatsız ve huzursuz. Türkiye'nin değişimine, muasır medeniyet seviyesinin ötelerine yürüyüşüne hiç kimse engel olamaz, olamayacak.

Açtığımız bu yollar işte o aydınlığa gidişinin işaretidir. Bu yollar medeniyete açılan yollardır, yol medeniyettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm imkanlarıyla, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, köylüsüyle kentlisiyle tüm insanlarıyla bu aydınlık geleceğe mutlaka ama mutlaka ulaşacaktır.

Bizim hükümet olarak tek gayemiz ülkemizi aydınlık geleceğe ulaştırmaktır. Cumhuriyetimizin kuruluş idealleri doğrultusunda mesafe aldırmaktır. Uzun ince yolda olduğumuzu hep söyledik. Adaletle demokrasiyle hukukla bu ülkeyi kalkındırmaya büyütmeye devam edeceğiz.

Büyük uğraşlarla tesis ettiğimiz güven ve istikrar ortamının bozulmasına fırsat vermeyeceğiz. Güven yoksa istikrar yoksa, adalet ve demokrasi güç kaybederse hiçbir gelişme, ilerleme olmaz. Milletçe güç kaybetmeye geri gitmeye başlarız. Türkiye'nin büyüme azmini sarsmaya gelişme dinamiklerini sabote etmeye kimsenin hakkı yoktur, olamaz.'

Başbakan Erdoğan, hükümetleri döneminde kişi başına milli gelirin 9 bin 33 dolara, ihracatın 121 milyar dolara, uluslararası sermaye girişinin 22 milyar dolara çıktığını belirterek, bunun hükümet üyeleri olarak geceli gündüzlü çalışmalarının bir sonucu olduğunu, hükümete tüm dünyada bir güven oluştuğunu ifade etti.

-'ENGELLER ÇIKABİLİR, AMA BİZİ DURDURAMAZLAR'-

Aynı azim ve kararlılıkla hizmet etmeye, aynı yolda yürümeye devam edeceklerini belirten Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

'22 Temmuz öncesinde ne dedik? 'Durmak yok, yola devam' dedik. Engeller çıkabilir, ama bizi durduramazlar. Biz biliyoruz ki, halka hizmet hakka hizmettir. Bu anlayışla yürüyoruz. Bu ülkenin hizmete ihtiyacı var. Bu hizmeti veren, başarıyla sürdüren AK Parti, milletine, vatanına aşkından zerre kaybetmez. Bugüne kadar nasıl kaybetmediyse bundan sonra da aşkla, azimle, kararlılıkla bu yoluculuğa devam edeceğiz. İnşallah 2012'nin sonunda çok farklı bir Türkiye var. GAP'ıyla, KOP'uyla değişen Türkiye.

Artık Güneydoğu, Doğu Anadolu, Konya ovası değişiyor. Tüm bölgeler bundan nasibini alıyor. Dünyada gıda önemli bir tehdit olarak geliyor. Ödemiş Ovası bir bereket kaynağı olarak bu bölgeyi ihya edecek. Amik, Çukurova, Güneydoğu, Konya ovası tüm bunlarla beraber Türkiye adeta petrol ihraç eder gibi gıda ürünlerini ihraç edecek. Buna doğru yürüyoruz. Bunun adımlarını atıyor, projelerini ortaya koyuyoruz.'

Konuşmaların ardından video konferans yöntemiyle Aliağa'daki Kombine Çevrim Santrali'nden tören alanına bağlanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Başbakan Erdoğan'ın Babalar Gününü kutladı. Başbakan Erdoğan ise 'Her gün Babalar Günü olsun' diyerek açılışları gerçekleştirdi.

Tören sonrası bir çocuk ağlayarak, Başbakan Erdoğan'ın yanına geldi. Başbakan Erdoğan, çocuğun kendisine vermek istediği kağıda iletişim bilgilerini yazması için kalem uzattı, daha sonra kağıdı korumalarına verdi.

Törene Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu da katıldı.

1. ULUSLARARASI RUMELİ ŞENLİĞİ...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin eskisinden çok daha büyük olduğunu belirterek, 'Çok daha güçlü bir ülke olma yolunda hızla mesafe alırken, kardeşlerimizin de güçlenmesi, kalkınması en büyük arzumuzdur. Bu anlamda her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi hassaten dile getirmek isterim' dedi.

Başbakan Erdoğan, Buca Belediyesi'nin Buca Gölet alanında düzenlediği 1. Uluslararası Rumeli Şenliğine katıldı. Şenlik sırasında Buca Belediyesi'nin 'Geçici Barınma Merkezi, Engelliler Parkı, Güzel Sanatlar ve Mesleki Eğitim Merkezi ve Etüt Merkezi, Kültür Sarayı ve Gediz Sevgi Yolu'nun da bulunduğu toplu açılış törenleri yapıldı.

Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 1. Uluslararası Rumeli Şenliği ve 4. Uluslararası Balkan Ticaret Panelinin dostluk ve kardeşlik coğrafyasına hayır, bereket, güzellik getirmesini temenni etti. 'İzmir ne kadar bizimse o kadar da sizindir' diyen Başbakan Erdoğan, en büyük temennilerinin Rumelili vatandaşların da kendi evlerindeymiş gibi rahat, huzurlu olmaları olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

'Adına ister Balkanlar diyelim, ister Rumeli diyelim, bu coğrafya bizim ortak coğrafyamızdır. Burada yüzyılların kader birliği, ruh birliği aynı potada bizleri eritmiştir. Arada sınırlar olabilir, mesafeler olabilir, ama gönüllerimiz bir. Az önce Makedonya'dan gelen, Kosova'dan gelen, Sancak'tan, Arnavutluk'tan gelen kardeşlerimi gördüm. Gönüllerimiz bir olmasına rağmen yıllar yılı çeşitli sebeplerle birbirimizden uzak kaldık. Şimdi hasret gideriyor, birbirimize kavuşmanın, beraber olmanın tadını doyasıya çıkarıyoruz. İnşallah bu yakınlaşmanın bereketini her alanda çok daha zengin biçimde yaşayacağız. Sadece duygu birliğiyle, sadece gönül birliğiyle yetinmeyecek, aramızdaki ilişkileri çağın gerektirdiği ekonomik işbirliği imkanlarıyla her geçen gün daha çok zenginleştireceğiz. Biliyorum ki sizlerin gözü gönlü daima Türkiye'nin üzerindedir. Emin olunuz ki bizim de gözümüz sizin üzerinizde. Gönlümüz daima sizinledir.'

-'RUMELİ'DEN GELEN HER HABERE DİKKAT KESİLİYORUZ'-

Rumeli'den gelen her habere dikkat kesildiklerini, her sevincin yüreklerini kabarttığını, her hüznün yüreklerini burktuğunu belirten Başbakan Erdoğan, 'Kısaca aynı beden olarak hissederiz birbirimizi. Allah'a şükürler olsun ki geçmiş yıllara göre her geçen gün daha çok yakınlaşıyor, daha sağlam temeller üzerinde ilişkilerimizi güçlendiriyoruz' dedi.

Her alanda görüşmelerin, toplantıların, buluşmaların gerçekleştirildiğini bildiren Başbakan Erdoğan, bu şenliğin, panelin bir vesile olduğunu, ilişkilerin her geçen gün daha iyi seviyeye geleceğini ifade etti. Ekonomiden ticarete, kültürden spora kadar her alanda işbirliği imkanlarını bundan böyle çok daha sağlam bir zeminde gerçekleştireceklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

'Bu beraberlikten büyük bir potansiyel doğacaktır. Balkanların her köşesiyle akrabalık ilişkilerimiz var. İnşallah hasretler bitecek, dostluk ve dayanışma artacak. Ülkelerimiz arasında köprüler sağlamlaşacak. Yıllar yılı acıyla göz yaşıyla söylediğimiz, dinlediğimiz Rumeli türküleri bundan böyle sevinçle, heyecanla, mutlulukla söylenecek. Türkiye eskisinden çok daha büyük. Çok daha güçlü bir ülke olma yolunda hızla mesafe alırken, kardeşlerimizin de güçlenmesi, kalkınması en büyük arzumuzdur. Bu anlamda her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi burada hassaten dile getirmek isterim.'

-TARİHİN IRMAĞINDA AYNI YÖNE AKMIŞ ORTAK BİR KADER...-

Şenlikte duygu yoğunluğu yaşadığını, etkinlikle birlikte asırlarca bir arada yaşamış, tarih ırmağında aynı yöne akmış ortak bir kaderi paylaşmış insanlar için dönüm noktasına şahitlik ettiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, 'Önümüzde güzel bir gelecek, aydınlık ufuklar var. Buna bütün samimiyetimle inanıyorum. Anadolu insanı Balkanlardaki her canı kendi canı biliyor, bundan emin olunuz' diye konuştu.

Birkaç ay önce gerçekleştirdiği Bosna-Hersek, Arnavutluk, Bulgaristan ziyaretlerinden söz eden Başbakan Erdoğan, 'Bir kez daha gördüm ki bizim hissiyatımızın bir eşini Balkanlar'daki insanlar da aynıyla yaşamaktadır. Bu duygu birliği bizi çok güzel noktalara taşıyacak. Birlikte çok önemli mesafeler kazanacağız. Aynı medeniyetin, aynı kültürün, aynı geçmişin renklerini taşıyan şenliğin mutlaka devamı gelecek' dedi.

Başbakan Erdoğan, etkinliğe Balkanlardan katılanlara 'Kardeş ülkelerimizin, kardeş şehirlerimizin selamlarını İzmir'e getirdiniz, Anadolu'ya getirdiniz, bizim selamımızı da Balkanlara lütfen götürünüz. Oradaki her insana sevgimizi özellikle sunuyoruz' şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda Türk Milli Takımına, Çek Cumhuriyeti karşılaşmasında başarı dileyen Başbakan Erdoğan, Babalar Gününün sadece bugün değil, 365 gün hayırlı olması temennisinde bulundu.

-'İSTEYENE CAMİ, İSTEYENE CEMEVİ'-

Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy, ilçede ayrımcılık yapmadıklarını, cami isteyene cami yeri verip yaptırdıklarını, cemevi isteyenlere cemevi yeri verip yaptırdıklarını, kullanılmayan bir kiliseyi ise onararak, kilise olarak tahsis ettiklerini anlattı.

Şeboy, Başbakan Erdoğan'ın katılımıyla biten 4 projenin de toplu açılışını yapacaklarını kaydetti. Atatürk ve laikliğin kimsenin tekelinde olmadığını belirten Şeboy, dünyanın en büyük Atatürk maskını Çaldıran Mahallesine yaptıklarını, 40 metre yüksekliğinde, kayalara oyulmuş görünümdeki maskın 29 Ekim'de açılışını yapacaklarını dile getirdi. Balkan Dernekleri Federasyonu Başkanı Vahap Savaşan ve Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy, daha sonra Başbakan Erdoğan'a plaket verdi. Konuşmaların ardından Başbakan Erdoğan, vatandaşlarla 'Vardar Ovası' türküsü eşliğinde halay çekti.

-ŞENLİKTEN NOTLAR-

Buca Göletteki etkinliğe Başbakanlık otobüsüyle gelen Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile yolda karşılaştıkları çocuklara oyuncak dağıttı. Başbakan Erdoğan'ın yol güzergahında pankart açan Zafer Mahallesi sakinleri, mahallelerine su istedi. Başbakan Erdoğan sorunu çözeceklerini belirtti.

Buca Gölette mehter takımı tarafından karşılanan Başbakan Erdoğan, gölet içerisindeki Balık Restoranda verilen yemekte partililerle bir araya geldi. Başbakan Erdoğan ve beraberindekiler tören alanına Mehter Takımı eşliğinde geldiler. Tören alanındaki vatandaşlar, 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sloganlarıyla Başbakan Erdoğan'ı karşıladı. Başbakan Erdoğan'ın konuşması öncesinde Arif Şentürk bir konser verdi. Etkinlik sonunda basın mensuplarıyla özel güvenlikçiler arasında arbede yaşandı.

Etkinliğe, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar Göksel de katıldı.



 

TAYYİP ERDOĞAN BURSADA
SEYFETTİN BİLGİN tarih 16.06.2008, 14:00 (UTC)
 14.06.2008 AK PARTi GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN ERDOĞAN BURSA’DA…

''Ankara'daki sonu gelmez tartışmaların içinde biz yokuz. Ankara'daki karanlık senaryoların içinde biz yokuz. Ankara'daki sanal gerilimlerin, sanal tehditlerin içinde biz yokuz.''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Ankara'daki sonu gelmez tartışmaların içinde biz yokuz. Ankara'daki karanlık senaryoların içinde biz yokuz. Ankara'daki sanal gerilimlerin, sanal tehditlerin içinde biz yokuz' dedi.

Başbakan Erdoğan, Bursa'da bazı tesislerin toplu açılışı ile TOKİ tarafından yaptırılan bin 569 konutun anahtar teslim törenine katıldı.

Başbakan Erdoğan, Kent Meydanı'nda yaptığı konuşmada, Bursa'nın tarihteki önemine değinerek, her devlet adamına Bursa'nın verdiği önemli dersler olduğunu dile getirdi.

Osman Gazi, Orhan Gazi, Murat Hüdavendigar ve Yıldırım Beyazıt gibi Osmanlı'nın önde gelen devlet adamlarının mezarlarının Bursa'da bulunduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, bugün tüm Türkiye'nin bu büyük devlet adamlarının hatırasına minnet duyduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın sözleri zaman zaman 'Vur vur inlesin, Deniz Baykal dinlesin' sloganlarıyla kesildi. Başbakan Erdoğan bunun üzerine, 'Hiç gerek yok, yola devam ediyoruz'dedi. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

'Sen hizmet edersen, sen hizmet üretirsen, sen adaletle hükmedersen, sen garibin, gurebanın yanında olursan, sen yoksulu kollarsan, imar edersen bu millet bin yıl geçse de hatırlar, unutmaz.

Gerilim bu kubbede baki kalmaz. Fitne bu kubbede baki kalmaz. Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş. Eser baki kalır. Hizmet baki kalır. Millet için yaptıkların, millet için ürettiklerin baki kalır. Bizim atalarımızdan gördüğümüz budur. Bizim Ertuğrul gazilerden, Osman gazilerden, Orhan gazilerden, Mustafa Kemallerden gördüğümüz budur. Bizim Fatih'ten, Yavuz'dan, Kanuni'den gördüğümüz budur. Bizim Şeyh Edebali'den işittiğimiz nasihat budur. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'... Şeyh Edebali bunu 700 yıl önce söylemiştir.

Bugün çağdaş dünya da teyit ediyor ki insansız devlet olmaz. Milliyetsiz, milletsiz cumhuriyet olmaz. Milletin egemenliğinin olmadığı yerde demokrasi de olmaz, laiklik de olmaz, hukuk da olmaz, adalet de olmaz. Ah, ah... keşke şu Bursa'ya gelseler. Keşke bu tarihten bir nasibini alsalar. Keşke şu coşkuyu, heyecanı görseler. Durum o zaman çok daha farklı olurdu.

Milletle bir kucaklaşsalar, milletle aynı istikamete bir baksalar o zaman Türkiye çok daha farklı bir Türkiye olurdu. Şimdi bu hükümet çalıştıkça, ürettikçe, halkla, milletle kucaklaştıkça, Türkiye ilerledikçe, geliştikçe bunlar rahatsız oluyorlar.

Söyleyenler ne güzel söylemiş, 'Nazar etme ne olur çalış senin de olur'. Bunların böyle bir derdi yok, bunların böyle bir gayesi yok. Bunların böyle meseleleri yok. Bunlar Ankara'da oturur, oradan gerilim üretir. Bunlar hizmet üretmek bir yana, hizmet üretene engel olmaya çalışır.'

-'BİZ GERGİNLİKLERİN TARAFI DEĞİLİZ'-

Yaptığı konuşmada, dünyanın geldiği noktada gıdanın stratejik bir duruma geldiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, GAP gibi projelerle gereken tedbirleri almaya çalıştıklarını ifade etti. Tarım ve gıdanın stratejik önemi nedeniyle Türkiye'deki projelerin ülkeyi avantajlı duruma getireceğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

'Büyük düşünüyoruz, geleceği düşünüyoruz. Adımlarımızı da ona göre atıyoruz. Burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Biz gerginliklerin tarafı değiliz. Bizim gayemiz iş üretmek. Bizim gayemiz hizmet üretmek. Bizim gayemiz Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretmek. Bizim hedefimiz 81 ilimizi imar etmek, ihtiyaçlarını gidermek. Ankara'daki sonu gelmez tartışmaların içinde biz yokuz. Ankara'daki karanlık senaryoların içinde biz yokuz. Ankara'daki sanal gerilimlerin, sanal tehditlerin içinde biz yokuz. Bizi arayan Bursa'da bulur. Bizi arayan Diyarbakır'da, Erzurum'da, Sivas'ta, Antalya'da, Sinop'ta, Batman'da bulur. Bizi arayan, bizi milletin içinde, hizmetin peşinde bulur.'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Kapalı kapılar ardında herhangi bir medya organı ile ticari anlaşma yapmadı benim partim. Partim ve benim iktidarım... Bütün evrakları, bütün belgeleri ortada' dedi.

Başbakan Erdoğan, bazı tesislerin ortak açılışı ve TOKİ tarafından yaptırılan konutların anahtar teslim töreni nedeniyle düzenlenen ortak açılış törenine katıldı. Başbakan Erdoğan, Kent Meydanı'nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, hükümetin ekonomi alanında attığı adımlardan örneklerden verdi.

Türkiye'nin 1979'dan başlayarak AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar her iki ya da üç yılda bir ekonomik krize sürüklendiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, iktidara gelmelerinin ardından bunun ortadan kalktığını ifade etti.

Milletin değerlerine ekonomide de siyasette de sahip çıktıklarını bildiren Başbakan Erdoğan, AK Parti Hükümeti'nin Türkiye'ye istikrarı getirdiğini ve güveni sağladığını dile getirdi. Başbakan Erdoğan, 'Bugün artık bizim lügatımızda kriz kelimesi yok. Onu ayaklarımızın altına aldık' dedi.

Merkez Bankası rezervlerinin AK Parti Hükümeti döneminde 26,5 milyar dolardan 77,5 milyar dolara çıktığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, 'Gerçek ortada. Halep oradaysa arşın Bursa'da' diye konuştu.

Muhalefetin, hükümeti 'IMF'ye kul köle oldu' diye eleştirdiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, bu eleştirilere tepki göstererek hükümetleri döneminde IMF'ye borcun azaldığını söyledi. İhracatın 121 milyar dolara çıktığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

'Yan gelip yatmadık, çalıştık. Gece gündüz demeden çalıştık. Dünyanın dört bir yanına koştuk. Ama bunlar ne dediler? Çıktılar iktidar-muhalefet mücadelesinde muhalefet diyor ki 'Bu Başbakan Ankara'ya hiç uğramıyor?' diyor. Evet doğrudur. Ara sıra bazı bazı Ankara'ya uğruyorum. Bakan arkadaşlarım da öyle. Biz dünyada Türkiye'nin ürünlerini pazarlıyoruz. Koşuyoruz. Dünyanın dört bir yanına iş adamlarımızı da götürüyoruz ve oralarda Türk'ün ürününü pazarlıyoruz.

1950'lerden beri Türkiye ilk defa küresel sermayeyi Türkiye'ye çekmeye başladı. Bizim iktidarımızdan önce ortalama 10 yıllık rakamı vereyim size. 1 milyar dolardan fazla Türkiye'ye giren küresel sermaye yoktu ama şimdi tırmandık ve geçen yıl 22 milyar dolar 1 yılda Türkiye'ye küresel sermaye çektik. Onun bir yıl öncesinde 20 milyar dolar çektik. Nasıl oldu bu? Konuşarak, görüşerek... Ama bu muhalefete kalsa hemen 'Sayın Başbakan filanca iş adamıyla ne konuştu?' diyor. Filanca iş adamıyla ben bu ülkeye yatırım yapmasını konuştum ve konuşurum. Bundan sonra da konuşacağım. Bu görevde kaldığım sürece konuşacağım.

Ama kapalı kapılar ardında herhangi bir medya organı ile ticari anlaşma yapmadı, benim partim. Partim ve benim iktidarım... Bütün evrakları, bütün belgeleri ortada. Bir siyasi parti ticaretle uğraşmaz. Ana muhalefet partisi ticaretle uğraşıyor ve şu anda da sık sık ekranlara gelen 'efendim işte biz dinleniyoruz' Sen dinlenmiyorsun. Sen 'no'ya basacak yerde 'yes'e basarsan bu hale gelirsin. Olay bu. Önce kendini check et ve olaylara da böyle yaklaş. Olayları da böyle değerlendirin.

Gelip de milletime fatura kesmeye çalışmayın. Bu ülkenin güvenlik güçlerine fatura kesmeye çalışmayın. Bu ülkenin emniyet güçlerine fatura kesmeye çalışmayın. Önce kendinize dürüst davranın ve ondan sonra da bu tür sıkıntıların olmadığını görün.'

-'LAFLA PİLAV OLMUYOR'-

Yüzde 59 olan çiftçi faizlerinin yüzde 7-13'e, esnafın Halk Bankası'ndan aldığı kredilerin faizinin de yüzde 56'dan yüzde 13'e düştüğünü belirten Başbakan Erdoğan, hükümetin işçiyi ve memuru enflasyona karşı ezdirmediğini de söyledi. Başbakan Erdoğan, 'İşçinin de memurun da dostu biziz' diye konuştu.

'Fabrikalar kapanıyor' diye muhalefetin hükümeti eleştirdiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, 'Peki kardeşim geçen ay 12,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Nasıl oluyor bu iş? Bizim uygulamamızın ulaştığı yere onların hayalleri bile yetişemez. Biz onların hayallerini aştık. İleriye doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz' dedi.

Yıllardır bir türlü bitirilemeyen projelerin AK Parti İktidarı döneminde tamamlandığını bildiren Başbakan Başbakan Erdoğan, çağdaşlığın lafla olmadığını ifade etti. Başbakan Erdoğan, 'Atatürk'ün 'muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefi' lafla olmuyor. Geçen gün Diyarbakır'da bir bacımız tarlada, sizler de televizyonda izlemişsinizdir. Tarlayı sürerken yanına gelen ana muhalefetin liderine güzel bir laf söylemiş. 'Lafla pilav olmuyor' demiş. Olay bu... Her şey gayet iyi biliniyor' diye konuştu. Başbakan Erdoğan konuşmasında yarın ÖSS'ye girecek öğrencilere de başarılar diledi.

Vatandaşlara bir çağrıda da bulunan Başbakan Erdoğan, 'Ne olur. Şu kaçak konut yapmayı bırakalım. Ne olur... (Binanın acaba şurasını şöyle uzatırsam şöyle olur mu? Şuraya bir teras yapsam nasıl olur? Bir gecekondu yapsam nasıl olur?) Bu kaçak konutlarla modern dünyanın tadına eremeyiz. Her şeyimizi planlı, projeye uygun yapalım. Böylece insanca yaşamanın erdemine ulaşalım. Toplu konutu da bunun için önemsiyoruz' dedi.

Başbakan Erdoğan konuşmasının sonunda alanda bulunan vatandaşlara seslenerek '22 Temmuz seçimleri öncesinde ne dedik? Durmak yok, yola devam dedik. Şimdi aynı şeyi söylüyorum. Durmak yok yola devam. Kim de derse desin. Hiç bunları kafanıza takmayın. Biz yola çıkarken ne dedik? 'Uzun ince bir yoldayız. Gidiyoruz gündüz gece' dedik. Gideceğiz gündüz gece. Bu millete hizmet yolunda kimse bizi millete hizmetten alıkoyamayacaktır. Çünkü biz biliyoruz ki halka hizmet Hakka hizmettir. Bu anlayışla bu yolculuğa devam ediyoruz' dedi.

Başbakan Erdoğan konuşmasının ardından Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve bazı milletvekilleri, Bursa Valisi Şahabettin Harput, Belediye Başkanı Hikmet Şahin ve TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar ile bazı tesislerin ortak açılışını yaptı. Başbakan Erdoğan ayrıca TOKİ tarafından yaptırılan konutlardan bir kısmının anahtarlarını hak sahiplerine teslim etti. Başbakan Erdoğan, açılış töreninin ardından Kent Meydanı'nda bulunan alışveriş merkezini gezdi


 

<-Geri

 1 

Devam->

 
 
  Bugün 12 ziyaretçi (16 klik) kişi burdaydı!

http://simavakparti.tr.gg/

 
 
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ SİMAV İLÇE BAŞKANLIĞI


-Web-Uzmanı
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol